Tembeller bu fikre bayılacak!

Ömrümüzü çalışarak çürütüyoruz vallahi. Sabahın köründe kalkıp akşam güneş batana değin didinip duruyoruz. Bir de işiniz kötü ise, çok zaman çekilmez oluyor gidip gelmeler. Bu sebeple en sevilen gün Cuma, nefret edilen gün Pazartesi. Malumunuz, bu günün sendromu bile var. Perşembe’yi en sevilen gün yapmalıyız derim ben. Değiştirelim ya, değiştirelim. Bakınız şöyle: Okumaya devam et “Tembeller bu fikre bayılacak!”

Bana PNG verin başka bir şey istemem

PNG nedir? Portable Network Graphic dosya biçimin uzantısı. Türkçeye “Taşınabilir İşağı Görseli” diye çevrilebilir. Bu işin tabi ki tanımsal kısmı. Hayatımıza kattığı kolaylıkları sayalım şimdide. Ama daha önce bilgisayar dünyasında görsellik nedir nasıl oluşmuştur ona bakalım. Okumaya devam et “Bana PNG verin başka bir şey istemem”

Internet Explorer 6 kullanmamak için onlarca neden

Firefox'u seviyorum | i love FirefoxŞu tarayıcı savaşları… Yıllarca her şeyi gösteriyor çalıştırıyor diye övgüler dizdiğimiz Internet Explorer şu sıralar iyice gözümden düştü. Firefox’un ilk sürümü ile IE6’yı kıyasladığım zamanlar, eh kodlamaları IE6’ya göre yaptığımız için Firefox için “eh bu ne ya, bozuk gösteriyo” diye dönen müşterilere “evet ama millet Explorer kullanıyor yani” deyip kesip atıyorduk. Lakin şimdilerde Firefox’un kullanım oranı o kadar hızlı arttı ki, yerel kaynaklarımızda %20’leri görüyoruz… Firefox’dan sonra, yıllar sonra IE, 7. sürümü çıkardı, çok zaman geçmedi 8 sürümü çıktı ama… Ama gel gör ki şimdilerde Firefox’un eline su dökemiyor.

İlle de IE6 kullanacağım diyorsanız – ki lisanssız yazılım kullanan arkadaşlar mecburi kullanıyorlar çünkü IE7 kurulduğunda sistem orijinal değilse kilitleniyor – bir de Firefox‘u deneyin. IE6 kullanmamanız için başlıca nedenler: Okumaya devam et “Internet Explorer 6 kullanmamak için onlarca neden”

Google’ın isim menşei

google-logo-lorlu-gugulArtık daha fazla saklamanın bır anlamı yok, gerçekleri sizlerle paylaşacagım.Bu gerçek belki pek çok kişiyi derinden sarsabilir, belki sansasyon denilebilinir, belki de ilgi çekmek için yapıldığı da düşünülebilinir; ama yine de anlatacağım…

Rivayet odur ki; Google’ın kurucularından Larry Page öğrencilik zamanlarında Türkiye’ye, doğa sporları yapmak için Erzurum’a gelir… Tur rehberi ile dağlara doğru yürüyüş gezisi yaparlarken oradaki köylerin içinden de geçerler. Epeyce yol aldıktan sonra bir köyün içinden geçerken yorulurlar. Bir kenara oturarak dinlenmeye koyulduklarında köylü kadınlardan birisi meraklı gözlerle bakmaya başlar, sonra yanlarına yaklaşır. Tur rehberi : ” Merhaba teyze!” der… Kadın ise rehbere : ” Oğul nere gidirsiz bele? Embile yanaklarınız al al olmuş, nefes nefese kalmışsız, durun size ayran edek de için! ” diyerek tur rehberine söz hakkı tanımadan koşarak evine gider ve ayranları hazırlayarak bir tepside gruba dağıtır. Larry bu duruma şaşırarak rehbere yaklaşır: ” Bu içtiğimiz nedir? ” diye sorar, Okumaya devam et “Google’ın isim menşei”

Son ırmak kuruduğunda

Kizilderili-sef-seattle“Beyaz adam annesi toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.

Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur. Bu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler ve bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz.

Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak…

Kızılderili Şef
Saettle / 1853”

MSN görüşmelerini şifrelemek mi? Nasıl yani?

logo.pidginEvet, evet. Kendinizi güvende hissetmeniz için hiç bir neden yok. Bir yerel ağdan, paylaşılan bir hattan görüşme yapıyorsanız yazdıklarınız ilk önce kablosuz ağdan görüntülenebilir, sonra modem üzerinden ufak bir kaç ayarla sistem yöneticiniz bunları kaydedebilir, sonra servis sağlayıcınız ulusal güvenlik sebebi ile sizin görüşmelerinizi yasal bir şekilde dinleyebilir… Evet, bunların hepsi olağan şeyler. Peki görüşmelerinizi şifreleyebileceğinizi biliyor musunuz? Nasıl mı? Okumaya devam et “MSN görüşmelerini şifrelemek mi? Nasıl yani?”

Faili Meçhul Kıyak (FMK) Hareketi

Daha bugün farkediyor olmanın hüznü bir yana, fikrin güzelliği o kadar etkiledi ki beni… Faili Meçhul Kıyak hareketi, Tunç Kılınç tarafından Fikir Atölyesi sitesinde yayınlanmış ve çok hızlı bir şekilde kabul görmüş. Öyle ki, Beyaz Show’a da konuk olmuş bu güzel arkadaşımız. Buna benzer hareketleri daha önce duymuştum. İtalya’da kahve içenlerin iki kahve parası ödeyerek bir kahveyi bilmediği birisine hediye etmesi yurtdışından,  fırınlardan ekmek alanların fazla ekmek parası ödeyip sonradan gelen ihtiyaç sahiplerinin bundan faydalanmasını sağlaması da yurdumuzdan bir örnek.

Fikrin ana teması şu: “Bir elin verdiğini diğer el bilmeyecek, iyilik özünü kaybetmesin, egoya ya da şeytana fırsat verilip vukuat murdar edilmesin diye iyilik sahibini iyilikten faydalanan bilmeyecek

Tunç kardeşimizin kendi sitesinde paylaştığı bu fikri paylaşayım, isterseniz kendi sitesinden okuyun. Yakın zamanda böyle bir şey yapma isteği ile dolup taştığımı belirteyim. Şimdi yazıya geçelim…

Okumaya devam et “Faili Meçhul Kıyak (FMK) Hareketi”

Kahve içene fal bedava mı?

Yok canım daha neler mi diyorsunuz? Burası İstanbul, daha neler görüp de şaşıracağız. Efendim, İstiklal Caddesinde gezenler bilirler, böyle kafeler eleman tutuyorlar, ellerinde dövizler; “Kahve içene fal bedava” diye insanları çağırıyorlar. Tamam da bu bu kadar cezbedici oldu mu ki ya hu? “Kahve içeyim, sonra falıma da baktırırım hihi” diyerek insanlar gidiyorlarsa çok garip gerçekten. Neyse konumuz kahve-fal ikilisi değil, sadece fal olacak esasında.

Fal, kaba tabirle gelecekten haber verme… Çeşitli yöntemleri var, var olmasına ama ben işin hinliğine değineceğim. Fala inanan arkadaşlar varsa alınmasın, gerçi isterseler alınabilirler, bu kadar züğürt tesellisi tıngırtısına itibar edecekseniz, biraz uzak durun benden diyebilirim, darılmayınız :)

Şimdi falcılıkta iki yöntem var, birisi son derece profesyonel ve ekip gerektirir, diğeri ise biraz zeka. Neymiş bunlar bakalım; Okumaya devam et “Kahve içene fal bedava mı?”

Nerede çocukluğumuzun oyunları…

Şimdiki çocuklar şanslı mı şansız mı bilemiyorum ama çocukluğumuzda oynadığımız sokak oyunlarını artık etrafımda göremiyorum. Her tarafta PlayStation dükkanları, çocuklar bir ekrana bakıp oturdukları yerde çakılıp kalıyorlar. Şöyle bir etrafınıza bakın isterseniz, en son ne zaman birdir bir oynayan çocuklar gördünüz? Peki saklambaç? Halen görüyorsanız şanslısınız demektir, bu gidişle 20 seneye kalmaz tüm sokak oyunlarının artık rehber kitaplarda yer alacağı ve rafa kalkacağı hissine kapıldım nicedir. 10  yaşındaki çocukların ellerinde bir cep telefonu “bak ara beni ara ne çalıyor” dediğini duyuyorum. Yahu biz bi kaç misket almak için nasıl da yalvarıyorduk? Madem İnternet var, şimdiden yazalım da Google amca hafızasına alsın, belki bir çocuk internette barby giydirirken sıkılır da çocuk oyunları diye aratırda, nasıl oyunlar oynanıyor öğrenirler :)

Çocukken neler oynuyorduk, haydi bakalım mı? Okumaya devam et “Nerede çocukluğumuzun oyunları…”