Nasreddin Hoca ve Sega

Çok hastayım, burnum akıyor, genzim sızlıyor ama bunu yazmazsam uyuyamam.

Çocukluğumuzda video oyunları bu denli gelişmiş değildi, piksel ekranlarda görüntü kalitesi o zamana göre mükemmel olan oyunları oynuyorduk. Super Mario bugüne kadar adını yaşatabilmiş olsa da oyunların çoğu unutuldu. Ara sıra o günleri yaşamak adına emülatör yazılımlar ile eski oyunları oynadığımız da oldu. Ancak o güne kadar farkedemediğim ve çok kişinin de bilmediği bir oyunu bu sırada keşfetmiş, bunun hakkında yazmayı da aklıma koymuştum. Şimdi zamanıdır diyerek sihirli kelimeleri söylüyorum: Nasreddin Hoca, Street Racer, Sega. Üçü size neyi ifade ediyor? Hiç bir şey diyorsanız okumaya devam edin derim :) Okumaya devam et “Nasreddin Hoca ve Sega”

Ufaklıktan Kedilere

Kız kediEfendim, kedilerin apartman dairelerine tıkılıp kalmalarına pek içerlerdim, bu yüzden evime bir kedi almadım. Ama bundan önce zaten astımım var ve bu bir kediyle evimi paylaşmama engel. Ancak ve fakat ve lakin, sokaklar kedi dostlarımızın istila alanı. Ben de bu istilada kedileri komuta alanına toplayan çavuş gibiyim.

Laf aramızda, adım yakında “kedi baba”ya çıkacak. Henüz o kadar yaşlı değilim ama ruhum yaşlandı- da demeyeceğim. Diyeceğimi mi sandınız, hahah :) Baba olmak için yaşlı olmak gerekmiyor, arabesk söylemek, mafya olmak v.s. de gerekmiyor. Kedileri sevenlere de baba diyiveriyorlar. Söylentiler kulağıma çalınıyor. Arkamdan koşturan kedilerin tıngır mıngır salınımlarına kıkır kıkır gülüyorlar. Yok canım, alaycı değiller, komşularım da kedileri seviyorlar, Allah için, doğruyu söyleyelim. Ama benden daha çok sevmiyorlar, buna emin olabilirsiniz.

Şimdi size kedilerden bahsedeyim biraz. Onların da ciddi tahlil isteyen karakterleri var. Okumaya devam et “Ufaklıktan Kedilere”

İlginç şeyler oluyor

Gittikçe artan bir kitap merakım var. Bununla birlikte çok garip şeyler de oluyor. Geçtiğimiz günlerde işte iken kardeşimden gelen “Ameliyat olacağım şimdi” telefonuyla birlikte kendimi hastanede bulmam bir oldu. Hastanede refakatçi olarak kalacak uygun kişi olduğum için yanıma okumak için kitap aldım. (Başka ne için alabilirim ki zaten? Savunma ya da yaralama amaçlı saldırılarda kullanılan kitaplar var ama kitabım o kadar kalın değildi.) Her neyse, lafı dolandırmayayım değil mi? Okumaya devam et “İlginç şeyler oluyor”

Fireworks mü Photoshop mu?

Bu sorunun bir kaç yıl önce bendeki karşılığı elbette Photoshop olacaktı. Program içinde yeni yeni ilerlemeye başladığımız zamanlarda “Photoshop güzel ama bir de Fireworks var” denildiğinde şöyle bir göz gezdirmiş ve beğenmemiştim. Hatta o zamanlar Fireworks yalnızca buton yapmaya yarayan bir program gibi gelmişti bana.

En son olarak Fireworks 8 sürümünü indirmiş ve “hadi bir kurcalayayım” demiştim. Sağolsun Erkan’ın da yoğun teşvikleri sayesinde şöyle bir göz gezdirdim ama bu gördüğüm Fireworks son gördüğümle alakasız bir şeydi. Heyecanlandım.

Photoshop biliyorsanız, aslında bakarsanız herhangi bir grafik işleme programına hakimseniz bir çok programın arayüzü birbirine benzer. Benzer işlevleri gören programları kendi kendinize öğrenmeniz çok zor değildir. İnternet de yeteri kadar kaynak barındırıyor, haliyle. Yaşasın Google amca! diye haykırdığımız da çok olmuştur. Elbette Google’ı seviyoruz :)

Konuyu dağıtmayalım efendim, değil mi? Ben burada önceleri Photoshop hayranı iken nasıl Fireworks müptelası olduğuma değineceğim biraz… Okumaya devam et “Fireworks mü Photoshop mu?”

Günlük değil, düzensiz sorular.

Çok zaman önce başlamış bulunduğum ama yalnızca ara ara bilgisayarımı karıştırdığımda anımsadığım ve tekrar harekete geçtiğim bir durumdan bahsedeceğim.

Tek kelimelik sorularla oluşturduğum bir şablonda, her kelimenin karşısında o kelime ile ilgili cevaplar yazıyorum. Yani misalen “Hayat” kelimesinin karşısına o gün ne hissediyorsam onu yazıyor, diğer kelimeleri de dolduruyor ve o günün tarihi ile kaydediyorum. 7 yıl önceki cevaplarımı görünce gerçekten şaşırdığım anlar oluyor. Tavsiye ederim.

Tembeller bu fikre bayılacak!

Ömrümüzü çalışarak çürütüyoruz vallahi. Sabahın köründe kalkıp akşam güneş batana değin didinip duruyoruz. Bir de işiniz kötü ise, çok zaman çekilmez oluyor gidip gelmeler. Bu sebeple en sevilen gün Cuma, nefret edilen gün Pazartesi. Malumunuz, bu günün sendromu bile var. Perşembe’yi en sevilen gün yapmalıyız derim ben. Değiştirelim ya, değiştirelim. Bakınız şöyle: Okumaya devam et “Tembeller bu fikre bayılacak!”

Bana PNG verin başka bir şey istemem

PNG nedir? Portable Network Graphic dosya biçimin uzantısı. Türkçeye “Taşınabilir İşağı Görseli” diye çevrilebilir. Bu işin tabi ki tanımsal kısmı. Hayatımıza kattığı kolaylıkları sayalım şimdide. Ama daha önce bilgisayar dünyasında görsellik nedir nasıl oluşmuştur ona bakalım. Okumaya devam et “Bana PNG verin başka bir şey istemem”

Internet Explorer 6 kullanmamak için onlarca neden

Firefox'u seviyorum | i love FirefoxŞu tarayıcı savaşları… Yıllarca her şeyi gösteriyor çalıştırıyor diye övgüler dizdiğimiz Internet Explorer şu sıralar iyice gözümden düştü. Firefox’un ilk sürümü ile IE6’yı kıyasladığım zamanlar, eh kodlamaları IE6’ya göre yaptığımız için Firefox için “eh bu ne ya, bozuk gösteriyo” diye dönen müşterilere “evet ama millet Explorer kullanıyor yani” deyip kesip atıyorduk. Lakin şimdilerde Firefox’un kullanım oranı o kadar hızlı arttı ki, yerel kaynaklarımızda %20’leri görüyoruz… Firefox’dan sonra, yıllar sonra IE, 7. sürümü çıkardı, çok zaman geçmedi 8 sürümü çıktı ama… Ama gel gör ki şimdilerde Firefox’un eline su dökemiyor.

İlle de IE6 kullanacağım diyorsanız – ki lisanssız yazılım kullanan arkadaşlar mecburi kullanıyorlar çünkü IE7 kurulduğunda sistem orijinal değilse kilitleniyor – bir de Firefox‘u deneyin. IE6 kullanmamanız için başlıca nedenler: Okumaya devam et “Internet Explorer 6 kullanmamak için onlarca neden”

Kahve içene fal bedava mı?

Yok canım daha neler mi diyorsunuz? Burası İstanbul, daha neler görüp de şaşıracağız. Efendim, İstiklal Caddesinde gezenler bilirler, böyle kafeler eleman tutuyorlar, ellerinde dövizler; “Kahve içene fal bedava” diye insanları çağırıyorlar. Tamam da bu bu kadar cezbedici oldu mu ki ya hu? “Kahve içeyim, sonra falıma da baktırırım hihi” diyerek insanlar gidiyorlarsa çok garip gerçekten. Neyse konumuz kahve-fal ikilisi değil, sadece fal olacak esasında.

Fal, kaba tabirle gelecekten haber verme… Çeşitli yöntemleri var, var olmasına ama ben işin hinliğine değineceğim. Fala inanan arkadaşlar varsa alınmasın, gerçi isterseler alınabilirler, bu kadar züğürt tesellisi tıngırtısına itibar edecekseniz, biraz uzak durun benden diyebilirim, darılmayınız :)

Şimdi falcılıkta iki yöntem var, birisi son derece profesyonel ve ekip gerektirir, diğeri ise biraz zeka. Neymiş bunlar bakalım; Okumaya devam et “Kahve içene fal bedava mı?”