Aradığını bulamıyorsan sen üret: Korr.com.tr

Dışarıda yemek yemekten pek hazzetmeyen biri olarak, uzun zamandır yemek konusunda titiz bir hizmet bakındım. Ancak bu tür taze ve hijyenik bir yemek hizmetine çok fazla noktada rastlamak mümkün değil. Piyasada yemeği tam istediğimiz gibi yapacak bir nokta yoksa bunu neden yapmayalım dedik ve ekiple yola koyulduk. Sonuçta Korr yemek pişirme hizmetini hayata geçirdik.

Bir yıldan fazla süredir devam eden çalışmalar sonunda Korr (www.korr.com.tr) markası altında yemek pişirme ve dağıtma hizmetine başladık. Malzeme tedariğinden pişirme ve teslimat aşamalarının her noktasına özenle yaklaştık. Kendi yediğimiz yiyeceklere ne denli özen gösteriyorsak aynısını bu hizmet için de uyguluyoruz.

Sistem kısaca şöyle çalışıyor. Okumaya devam et “Aradığını bulamıyorsan sen üret: Korr.com.tr”

Nasreddin Hoca ve Sega

Çok hastayım, burnum akıyor, genzim sızlıyor ama bunu yazmazsam uyuyamam.

Çocukluğumuzda video oyunları bu denli gelişmiş değildi, piksel ekranlarda görüntü kalitesi o zamana göre mükemmel olan oyunları oynuyorduk. Super Mario bugüne kadar adını yaşatabilmiş olsa da oyunların çoğu unutuldu. Ara sıra o günleri yaşamak adına emülatör yazılımlar ile eski oyunları oynadığımız da oldu. Ancak o güne kadar farkedemediğim ve çok kişinin de bilmediği bir oyunu bu sırada keşfetmiş, bunun hakkında yazmayı da aklıma koymuştum. Şimdi zamanıdır diyerek sihirli kelimeleri söylüyorum: Nasreddin Hoca, Street Racer, Sega. Üçü size neyi ifade ediyor? Hiç bir şey diyorsanız okumaya devam edin derim :) Okumaya devam et “Nasreddin Hoca ve Sega”

Ufaklıktan Kedilere

Kız kediEfendim, kedilerin apartman dairelerine tıkılıp kalmalarına pek içerlerdim, bu yüzden evime bir kedi almadım. Ama bundan önce zaten astımım var ve bu bir kediyle evimi paylaşmama engel. Ancak ve fakat ve lakin, sokaklar kedi dostlarımızın istila alanı. Ben de bu istilada kedileri komuta alanına toplayan çavuş gibiyim.

Laf aramızda, adım yakında “kedi baba”ya çıkacak. Henüz o kadar yaşlı değilim ama ruhum yaşlandı- da demeyeceğim. Diyeceğimi mi sandınız, hahah :) Baba olmak için yaşlı olmak gerekmiyor, arabesk söylemek, mafya olmak v.s. de gerekmiyor. Kedileri sevenlere de baba diyiveriyorlar. Söylentiler kulağıma çalınıyor. Arkamdan koşturan kedilerin tıngır mıngır salınımlarına kıkır kıkır gülüyorlar. Yok canım, alaycı değiller, komşularım da kedileri seviyorlar, Allah için, doğruyu söyleyelim. Ama benden daha çok sevmiyorlar, buna emin olabilirsiniz.

Şimdi size kedilerden bahsedeyim biraz. Onların da ciddi tahlil isteyen karakterleri var. Okumaya devam et “Ufaklıktan Kedilere”

İlginç şeyler oluyor

Gittikçe artan bir kitap merakım var. Bununla birlikte çok garip şeyler de oluyor. Geçtiğimiz günlerde işte iken kardeşimden gelen “Ameliyat olacağım şimdi” telefonuyla birlikte kendimi hastanede bulmam bir oldu. Hastanede refakatçi olarak kalacak uygun kişi olduğum için yanıma okumak için kitap aldım. (Başka ne için alabilirim ki zaten? Savunma ya da yaralama amaçlı saldırılarda kullanılan kitaplar var ama kitabım o kadar kalın değildi.) Her neyse, lafı dolandırmayayım değil mi? Okumaya devam et “İlginç şeyler oluyor”

Günlük değil, düzensiz sorular.

Çok zaman önce başlamış bulunduğum ama yalnızca ara ara bilgisayarımı karıştırdığımda anımsadığım ve tekrar harekete geçtiğim bir durumdan bahsedeceğim.

Tek kelimelik sorularla oluşturduğum bir şablonda, her kelimenin karşısında o kelime ile ilgili cevaplar yazıyorum. Yani misalen “Hayat” kelimesinin karşısına o gün ne hissediyorsam onu yazıyor, diğer kelimeleri de dolduruyor ve o günün tarihi ile kaydediyorum. 7 yıl önceki cevaplarımı görünce gerçekten şaşırdığım anlar oluyor. Tavsiye ederim.

Body Worlds Sergisi / Yaşam Döngüsü

Body Worlds İstanbul
Body Worlds İstanbul

Geçenlerde bir sergiyi gezdim. Ama bu bir resim ya da fotoğraf sergisi değil. Ölü insan bedenleri sergisi. Bazı insanlar bu sergi için bedenlerini bağışlamışlar ve ilginçtir bir kısmının bağış nedeni, öldükten sonra gömülme ve yakılma fikrinin onlara hoş gelmemesi imiş. Şöyle biraz düşününce, kafatasımın yarılıp arasından beynimin görünmesi, derimin elime tutuşturulup sırıtan bir ifade ile bir fanus içinde gelenleri karşılamak fikri bana daha ürkütücü geliyor.  Sergi de gözüme çarpanları paylaşmak isterim ama gidecek arkadaşlara erkenden bir uyarı yapayım. Eğer “kadavra” görmeye alışkın değilseniz, sergiyi aç karnına gezmenizi öneririm. Zira bu yapıda birisi değilseniz gördüklerinizi kaldırabilmeniz pek mümkün değil. Okumaya devam et “Body Worlds Sergisi / Yaşam Döngüsü”

Tembeller bu fikre bayılacak!

Ömrümüzü çalışarak çürütüyoruz vallahi. Sabahın köründe kalkıp akşam güneş batana değin didinip duruyoruz. Bir de işiniz kötü ise, çok zaman çekilmez oluyor gidip gelmeler. Bu sebeple en sevilen gün Cuma, nefret edilen gün Pazartesi. Malumunuz, bu günün sendromu bile var. Perşembe’yi en sevilen gün yapmalıyız derim ben. Değiştirelim ya, değiştirelim. Bakınız şöyle: Okumaya devam et “Tembeller bu fikre bayılacak!”

Son ırmak kuruduğunda

Kizilderili-sef-seattle“Beyaz adam annesi toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.

Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur. Bu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler ve bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz.

Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak…

Kızılderili Şef
Saettle / 1853”

Faili Meçhul Kıyak (FMK) Hareketi

Daha bugün farkediyor olmanın hüznü bir yana, fikrin güzelliği o kadar etkiledi ki beni… Faili Meçhul Kıyak hareketi, Tunç Kılınç tarafından Fikir Atölyesi sitesinde yayınlanmış ve çok hızlı bir şekilde kabul görmüş. Öyle ki, Beyaz Show’a da konuk olmuş bu güzel arkadaşımız. Buna benzer hareketleri daha önce duymuştum. İtalya’da kahve içenlerin iki kahve parası ödeyerek bir kahveyi bilmediği birisine hediye etmesi yurtdışından,  fırınlardan ekmek alanların fazla ekmek parası ödeyip sonradan gelen ihtiyaç sahiplerinin bundan faydalanmasını sağlaması da yurdumuzdan bir örnek.

Fikrin ana teması şu: “Bir elin verdiğini diğer el bilmeyecek, iyilik özünü kaybetmesin, egoya ya da şeytana fırsat verilip vukuat murdar edilmesin diye iyilik sahibini iyilikten faydalanan bilmeyecek

Tunç kardeşimizin kendi sitesinde paylaştığı bu fikri paylaşayım, isterseniz kendi sitesinden okuyun. Yakın zamanda böyle bir şey yapma isteği ile dolup taştığımı belirteyim. Şimdi yazıya geçelim…

Okumaya devam et “Faili Meçhul Kıyak (FMK) Hareketi”

Kahve içene fal bedava mı?

Yok canım daha neler mi diyorsunuz? Burası İstanbul, daha neler görüp de şaşıracağız. Efendim, İstiklal Caddesinde gezenler bilirler, böyle kafeler eleman tutuyorlar, ellerinde dövizler; “Kahve içene fal bedava” diye insanları çağırıyorlar. Tamam da bu bu kadar cezbedici oldu mu ki ya hu? “Kahve içeyim, sonra falıma da baktırırım hihi” diyerek insanlar gidiyorlarsa çok garip gerçekten. Neyse konumuz kahve-fal ikilisi değil, sadece fal olacak esasında.

Fal, kaba tabirle gelecekten haber verme… Çeşitli yöntemleri var, var olmasına ama ben işin hinliğine değineceğim. Fala inanan arkadaşlar varsa alınmasın, gerçi isterseler alınabilirler, bu kadar züğürt tesellisi tıngırtısına itibar edecekseniz, biraz uzak durun benden diyebilirim, darılmayınız :)

Şimdi falcılıkta iki yöntem var, birisi son derece profesyonel ve ekip gerektirir, diğeri ise biraz zeka. Neymiş bunlar bakalım; Okumaya devam et “Kahve içene fal bedava mı?”