Body Worlds Sergisi / Yaşam Döngüsü

Body Worlds İstanbul
Body Worlds İstanbul

Geçenlerde bir sergiyi gezdim. Ama bu bir resim ya da fotoğraf sergisi değil. Ölü insan bedenleri sergisi. Bazı insanlar bu sergi için bedenlerini bağışlamışlar ve ilginçtir bir kısmının bağış nedeni, öldükten sonra gömülme ve yakılma fikrinin onlara hoş gelmemesi imiş. Şöyle biraz düşününce, kafatasımın yarılıp arasından beynimin görünmesi, derimin elime tutuşturulup sırıtan bir ifade ile bir fanus içinde gelenleri karşılamak fikri bana daha ürkütücü geliyor.  Sergi de gözüme çarpanları paylaşmak isterim ama gidecek arkadaşlara erkenden bir uyarı yapayım. Eğer “kadavra” görmeye alışkın değilseniz, sergiyi aç karnına gezmenizi öneririm. Zira bu yapıda birisi değilseniz gördüklerinizi kaldırabilmeniz pek mümkün değil.

Kapıdan girer girmez “bu sergiye kimler gelir” diye düşündüm, hafta içi olmasına ve daha sabahın erken saati olmasına rağmen onlarca insan kapıda yığıldı. Gelen bir grubun sırıtmasından ve ilerleyen dakikalardaki muhabbetlerinden doktor olduklarını anlamam zor olmadı. Eh onlar zaten alışkınlar, bir de bu “sanat harikası” bedenleri görmek istemişler, çok görmemek gerek.

Sergi alanına adım atar atmaz sizi bebeklik anının organları karşılıyor. Plasenta. Organların ve vücut parçalarının yanlarındaki bilgi tahtaları oldukça açıklamalı ve etkileyici bir dille yazılmış. İsterseniz sesli rehber de var – ücrete tabi – . İlk bir kaç organı görmenin ve incelemenin şaşkınlığıyla yavaş yavaş insan bedenlerinin bütün halde, derileri soyulmuş ve kas, iskelet, damar, sinir yapılarına varıncaya kadar bütün detayları ile incelemeye başlıyorsunuz. Daha önce bir cenaze yıkanmasında bulunduğum için ürkütücü bir duyguya kapılmadım, ancak karşınızda derisi yüzülmüş ve daha canlı imiş gibi gözlerini size dikmiş bakan bir bedeni görünce – ki sadece bir kaç yıl öncesine kadar yaşamış olan kişiler – ürpermemek elde değil. Kısa bir süre önce bu bedenlerin yürüyüp, eğlenip, beslenip, ağlayıp hayatın içerisinde yuvarlandıklarını düşününce bir sonraki bedene geçmeden önce uzun uzadıya bakmaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz. En ufak bir damar dahi atlanılmadan, her detayına kadar dondurulmuş ve bir nevi plastikleştirilmiş bu “eserleri” görünce hayret etmemek mümkün değil.

Derisini elinde tutan ve sırıtan amcamız, resim yapan kas ve iskelet yığını beyimiz, az ötesinde içerden patlamış ve anında dondurulmuş gibi her noktasını görebildiğiniz ağabeyimiz, biraz ötede beynini elinde tutmuş ve şaha kalkmış atın üzerinde yüzünüze sırıtan kovboyumuz. Diz çöküp, damardan müteşekkil kuşları salıveren hanımefendi, sigara içmekten can vermiş birisinin kararmış ciğerleri… Gördüğünüz her şey, en ufak bir parça bile sizi hayretler içerisinde bırakmaya yetiyor ve etrafınızdaki bu örneklerin sahip olduğu et, damar, kas ve sinir yığınlarını kendinizin de taşıdığını düşünmeden edemiyorsunuz.

Bazı bedenler fanus içinde iken, bazıları dokunabileceğiniz mesafede ve hava ile temas ediyor. Etrafında gezerken fazla yaklaşmamanızı öneririm zira o kesif kokuyu çok yakına gelince almamak mümkün değil. Tabi çürümüş ceset kokusu değil bu, çürümemesi için batırıldığı maddeden kaynaklanan beden ile karışık garip bir koku.

Ayrıca belirtmeliyim ki, içeride bir adet dev gibi zürafanın da anatomik yapısını görmeniz mümkün. Gitmeyi düşünen arkadaşlara bir kaç tavsiye.

– İçeri kesinlikle yiyecek ve içecek ile gitmeyin, ufacık dahi olsa.
– Küçük çocuklarınızı götürmemeniz daha iyi
– Ölü görmeye korkuyorsanız etrafınızın onlarca ölü bedenle kaplı olacağını unutmayın
– Sergiden çıktıktan sonra etrafınızdaki yürüyen insanları derisiz olarak görmeye başlama ihtimalinin bulunduğunu unutmayın

Her şeye rağmen görülmeye değer bir sergi olduğunu belirteyim. Çünkü 15 yılın üstüne Türkiye’ye  geldi ve sanırım bir 15 yıl sonra ancak gelir. Aralık ayına kadar ziyaret edilebilir.

Daha fazla bilgi için şu adresi ziyaret edin. www.bodyworlds-istanbul.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir